Ergun Denklemi

Posted by izzet GUVENILIR | Posted in , , , , , | Posted on Pazar, Temmuz 18, 2010

Başlığı görünce ne düşüneceğinizi şimdiden görür gibiyim…
Haklısınız doğrusu.  Güvenilir Blog’da ilk defa, daha çok bilimsel görünen ve matemetiği anımsatan bir konu başlığı kullanıyoruz. Burada yazmaya başladığımdan beri edindiğim tecrübelerin başında yaşanmışlıkların güncel konularla ilişkisi ya da çelişkisinin ilginize hazhar olduğu geliyor.

Geçen hafta başka bir dost blogda yazmaya başladım. Erke Blog.
Nükleer enerjinin gündemde olması dolayısıyla enerji kaynakları açısından yurdumuzun durumunu gözden geçiren ve geleceğe daha net bakmaya  uğraşan mütevazi bir yazıydı. Eğer ona da bir göz attığınızda açıkça göreceğiniz gibi yurdumuzdaki linyit yataklarının gelecekteki enerji tasarrufları bakımından önemini vurgulamıştık.


Doğal olarak hala Ergun Denklemi ile ne ilgisi olduğunu sorguluyorsunuz. Aslında çok ince ve duygusal bir bağlantı gördüğümüz için bugün yazmaya vakit ayırıyoruz.

Evet artık bağlantıyı tam verelim. Günümüzde linyit kaynaklarımızın henüz üçte ikisini kullanmıyoruz. Eğer linyite bağlı termik santraller vasıtasıyla andığımız enerjiye dönüştürülebilir kaynağımızı çevreye kükürt gazlarını yaymadan kullanabilmemiz için Akışkan Yatak Teknolojisini içeren santraller kurmamız gerekiyor. Bu teknolojik yol mesela Yatağan’da yaşanan çevre sıkıntılarını bertaraf etmenin temeli oluşturuyor.

Okuduğunuz satırların sahibi olarak seksenli yılların başında İstanbul Teknik Üniversite’sindeki Akışkan Yatak takımında yüksek lisansımızı icra ediyorken;
Ergun Denklemini bulan ve literatüre kazandıran şahsın bir Türk olması genç mühendisler olarak hepimize ayrıca bir çalışma desteği veriyordu.

Prof.Dr. Sabri Ergun ismini taşıyan denklem;





Gördüğünüz gibi oldukça karışık ve anlaşılması için mühendislik bilgisi isteyen denklemi bir Türk hocamız kurdu, buldu, keşfetti. 1952 de yayınlandı. Kabaca, bir akışkan yatakta akışkanlaşmanın başlaması için verilmesi gereken minimum hava hızını bulmaya yarıyor diyebiliriz.

Hocamızın öğrenilesi ve sizlerle paylaşmak istediğim ilginç bir hikayesi var.

1940’ lı yılların başında devletimizin açtığı yurtdışına öğrenci gönderen sınavı kazananlar arasında Sabri Ergun da vardı. ABD de fizik eğitimini tamamlayarak yurda dönen Sabri Ergun mecburi hizmetini eğitim aldığı alanda kadro bulunamadığı için Devlet kütüphanelerinde tamamlar. Borcunu bu şekilde ödedikten sonra buruk ve hayal kırıklığı ile birlikte mesleğinde ilerlemek üzere ABD deki üniversitelere döner. Uzun yıllar memleketiyle çok teması olmadan çalışır ve yurduna dönme denemeleri yapar. Ama Türkçe' si bozulmuştur. Yakınları ve akrabaları ile iş ilişkisi kurmaya çalıştığı çevrelere bozuk ana diliyle Fizik konusunda tahsil yaptığını, ve mesleğinin ne olduğu, ne işe yaradığını anlatmakta güçlük çeker. Bu çevreler kendisiyle alay ederler, onu tiiye alırlar resmen…

Yaşanan olumsuzluk ve acıların yanı sıra çok sevdiği ülkesinde uygun bir iş bulamadığı için, mecburen, bir daha geri dönmemek üzere tekrar ABD’ye gider. Tabii bu sefer burukluk ve düş kırıklığının ötesinde, kendi ülkesine ve ülkesi insanına kızgınlık ve nefreti de birlikte taşıyarak…

Amerika’nın tanınmış üniversitelerinde tekrar çalışmalara başlar. Bilime katkılar sağlamaya devam eder. Artık yurduna dönmeyecektir.

Hikayenin son bölümü ise rahmetli Prof.Dr. Erdal İnönü ile tamamlanıyor. Nasıl mı?
Biraz daha sabır lütfen.

Erdal bey, belki bilenleriniz vardır, bilim edebiyatı tarihine ilgi duyan bir bilim insanıydı.
1960 larda genç bir doktora öğrencisi iken bilim edebiyatı tarihine geçen Türkleri araştırmaya karar veriyor ve 30 yılı aşkın araştırmalarının sonucunda yedi isme ulaşıyor, daha sonradan çalışmalarıyla sekizinci isim olarak kendisi de yerini alıyor;

1-Bilim edebiyatı tarihine adını yazdıran ilk Türk bilim adamı Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden. Türkiye’de modern farmakolojinin doğuşuna önderlik etmiş isimlerin başında gelen Özden, Muhtar Refleksi (Reflex Moukhtar) adı ile bilinen buluşu sayesinde bilim edebiyatına adını yazdırıyor.

2-1913 yılında Schilling ile birlikte monositer lösemiyi teşhis eden Hasan Reşat Sığındım da bu buluşu ile bilim edebiyatına adını yazdırmış oluyor. Sığındım'ın buluşu Reşat-Schilling Tipi Monositer Lösemi (Reschad-Schilling type leukemia) adıyla literatüre geçiyor.

3-Profesör Arf, Hasse-Arf teoremi ile matematik dünyasında tanındı. Sentetik geometri problemlerini cetvel ve pergelle çözülebilir olup olmadıklarına göre sınıflandırmayı tasarlayan Arf, yalnızca ikinci dereceden cebirsel denklemlere indirgenebilen problemlerin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebileceğini saptadı. Bu çalışmada ortaya çıkan Arf Değişmezi terimi onun matematik dünyasındaki ününü artırdı. Ayrıca, Arf Halkaları ve Arf Kapanışları kavramlarıyla tanındı. Cahit Arf in bu çalışmaları 1949 da Proceedings of London Mathematical Society dergisinde yayımlandı.

4-Prof. Dr. Hulusi Behçet. Hulusi Behçet in teşhis ettiği Behçet hastalığı bugün tüm dünyada onun soyadıyla anılıyor.

5-Prof. Dr. Erdal İnönü ise fizik alanında geliştirdiği inönü-Wigner Kontraksiyonları (İnönü-Wigner Contractions) ile bilim edebiyatı tarihine adını yazdırıyor.

6-Prof. Dr. Feza Gürsey matematik alanında geliştirdiği Pauli-Gürsey Simetrisi ile bunu başarıyor.

7-Tıp dünyasına önemli katkıları ile bilinen Dr. Asım Cenani ise Cenani-Lenz Sindaktilisi (Cenani Syndactilism) kavramıyla dünya bilim edebiyatı tarihine adını yazdırıyor.

8-Prof. Dr. Sabri Ergun ise bilim edebiyatına Ergun Denklemi ile geçiyor.

Erdal İnönü yukarıdaki neticeye ulaşan araştırmasını yaparken ilginç olaylar da yaşınıyor. En dikkate değer olanı bir bilim adamına ulaşabilmek için gazetelere ilan vermesi oluyor. Sabri hocayı yıllarca aramasına rağmen bulamayan Erdal İnönü’nün çabası 2004 yılında ulusal bir gazetede “İnönü bilim adamını arıyor” başlığı ile haber haline getiriliyor. Bu haberden sonra Prof.Dr. Sabri Ergun’ un Wisconsin eyaleti Madison kentinde yaşadığı ortaya çıkıyor.

Comments (2)

Merhaba arkadaşım! Süper bir Blog olmuş, başarılarının devamını dilerim, bana da beklerim. www.anindayorum.com

Teşekkür ederim, konuk yazar arkadaşlarımın adına da...Daha ziyade içerik üretimi üzerinde duruyoruz. Bu açıdan beğendiyseniz mutluluğumuz artar.