İki film birden :)

Posted by Dilek ALTUN GENÇALP | Posted in , , , | Posted on Çarşamba, Kasım 30, 2011

En son 10 Eylül'de yazmışım. Bitirirken demişim ki ''Yarın - Allah izin verirse - Kötü Öğretmeni'i yazacağım."

Demek - en azından o gün - yazmamam gerekiyormuş. Muhtemelen bugün o gerekçeler, neyse artık, ortadan kalmış gözüküyor ki karşınızdayım. Görüldüğü üzere kabahat asla bende değil...



Efendim, filme gelirsek... Kötü Öğretmen çok boş olmanın ötesinde, 'kötü' mesajlar yüklüydü. Yok, yanlış söyledim. Aslında 'gerçekçi' mesajlar vardı. Ne diyosun ya, dediğinizi duyar gibiyim. Panik yok, açıklayacağım.

'Kötü Öğretmen' aslında 'kötü'lerin çoğunlukla kazandığı gerçeğine zumlamış. Yalancı, otçu ve otlakçı, çıkarcı, paragöz, saygısız, mecburiyetten öğretmenlik yapan biri 'Kötü Öğretmen'. Bize öğretilene, bizim de çocuklarımıza öğrettiğimizin aksine, filmin her aşmasında onun 'kazandığı' görülüyor. Nerede kaldı 'iyiler kazanır'?

Bu masalla yetiştirilenler - kendim de dahil -, gerçek dünyada afalladık kaldık. Siz işinizde kıçınızı yırtarsınız, üstelik iyisinizdir, yalakanın, yalancının biri gelir ve bütün parsayı toplar. İyilerin kazandığı nerede görüldü ki! O yüzden diyorum ya, gayet gerçekçi mesajlar var. Ha, mesaj doğruymuş yanlışmış, ayrı konu. Bir de, güzel insanlar - kadın, erkek fark etmez - daha güvenilir gelir; filmde bu da var. Çirkin ya da daha az güzel olan insanlara karşı hep biraz daha temkinli oluruz. Hafızanızı yoklayın bakalım. Çevrenizdeki güzel ve çirkin insanlar için ilk hisleriniz nasıldı?

Şimdi ikinci filme geçiyoruuum! Ayol, 'iki film birden' gibi oldu galiba! Her zaman olmaz bak söölim ;-))

İpuçlarını veriyorum. Eski filmlerden biri. Çok komik. Kahramanların biri kör, biri sağır. Evvett, bildiniz! "Bana Göz Kulak Ol"

Masmavi bulutlardan başlayarak, gökdelenler, uzaktan Özgürlük Heykeli, Brooklyn Köprüsü falan derken... sokaklarda kavga eden insanlar, ambulans, itfaiye, beton delme makinaları ve trafiğin gürültüsü birbirine karışır. Klasik bir New York sabahı yani. Kalabalıklar arasında duymayan kulaklarıyla Dave ve görmeyen gözleriyle Wally. Kahramanlarımız ilk kez karşılaştıklarında, karşılaştıklarının bile farkına varamazlar.

Wally, patronunun kendisine 'körmüş gibi' davrandığından yakınıp, işinden ayrılıp, Dave'in verdiği iş ilanına başvurur. Kör olduğunu o kadar kabullenmez ki, bahis yatırmaya gittiği hipodromda at yarışını dürbünle takip eder; ve daha neler neler! Dave ise sağırlığını fena falde benimsemiş biridir. İkili bir cinayete yarım yamalak tanık olur. İşin içine bir de 'femme fatale' girmesiyle macera başlar. Tam bir 'Körler sağırlar birbirini ağırlar' durumu.

Filmin bütünü absürdçe komik. Mesela bir sahnede, Dave'in, Wally araba kullanırken - evet, yanlış okumadınız kör olan arabayı kullanıyor - "Bana bakma, yola bak!" diye bağırması :) Hele bir karakol sahnesi var ki, anlatılmaz seyredilir :)) O günün teknolojisi şimdi basit kalıyor, doğruya doğru. Fakat, içimi kurutan şu saçma sapan gündemden sıyrılmamı sağladı; çok güldürdü beni.

İlaç niyetine günde bir doz alınması tavsiye olunur. İyi seyirler!










Bana Göz Kulak Ol

1989

Yönetmen: Arthur Hiller

Oyuncular: Richard Pryor (Wally), Gene Wilder (Dave), Joan Severance (Eve), Kevin Spacey (Kirgo), Kirsten Childs (Adele), Anthony Zerbe (Sutherland)

Comments (0)